1.17.2009

Tamirci

  • Tamirciyim ben
  • Kırık kalpleri, yaraları alırım insanlardan
  • Dertlerini dert edinir, acılarını yaşarım
  • Ta ki onlar düzelene kadar
  • Yepyeni bir hayat veririm kendi içimden
  • Sonra inzivaya çekilirim dükkanımın arka köşelerinde
  • İndiririm kepenkleri hayata karşı
  • Çünkü asıl işim şimdi başılıyor orda
  • Herkesten uzak, yalnız başıma
  • İlkinden çok daha zor
  • Her işim ikidir aslında
  • Senin kalbim, duyguların
  • Ve sonra benden geriye bıraktıkların
  • Kırıklar, çatlaklar,çürükler içimde

1.16.2009

Olamayan Sevgiliye Son Mektup

Bunları yazmak benim için hayatta sahip olduğum bütün prensipleri, bütün mantığımı, gururumu bir kenara atmak demek. Hep bu değerler üzerine hayatımı yönlendirdim, duygusal çalkantılarımı kontrol ettim; sıkı sıkı tutundum ayakta kalabilmek için. Ama bu sefer yapamıyorum. Bütün benliğimin önüne koca bir set çekti aşkın.

Yazdıklarımın ne kadar mantıktan uzak belki de umutsuz olduğunun ben de farkındayım. Ama bu kez umurumda bile değil. Hayatımda bir kez olsun duygularımı serbest bırakıp, gururumu çiğneyerek hissettiğim her şeyi haykıracağım. Lütfen bu yazının sonuna kadar mantığını göz ardı et, ne kadar zor da olsa. Sadece hislerini koy ortaya; sadece aramızda geçenleri, geçebilecekleri düşün.

Biliyorum, mantıklı düşününce 10 gün çok kısa bir süre, ama bir ömür sığdırabilecek kadar da uzun aslında. İnsanların hayatı bir anda tamamen değişebiliyorken 10 günde olabilecekleri küçümseme. Sadece kötü olaylar insanın hayatında köklü değişikliklere sebep olmaz. Korkma hayatın değişecek diye. Bir kez olsun sen de prensiplerini bir kenara bırak, çünkü zordur güzel şeylerin hayatına girmesine izin vermek. İnsan hayatın akışına kapılıp sürükleniverir farkına bile varamadan. Cesaret gerekir, çaba sarf etmek gerekir, ödün vermek gerekir beraberinde; ama sonunda her şeye değdiğini gördüğün zaman duyacağın hazla, mutlulukla kıyaslanamaz bile. Güzel şeyler altın tabakta sunulmaz; fakat hayatın en güzel, en sevgi dolu macerasına adam atarsın.

Seni hiç görmediğimi, elle tutulur bir şey vaat edemeğimi biliyorum. Diğer taraftan orada bir geçmişin, yaşadıkların var, yanında fiziki olarak var olabilmek var. Ama ruhumu okşadın sen benim. Uyurken tenini hissettim yumuşakça temas eden bedenime, nefesini hissettim boynumda, sevgini hissettim. Sen değil miydin birkaç gün önce yanımda yoktun ama ruhumda hissettim nefesini diyen. Daha önce söyleyemedim, korktum belki de beni öyle aciz görme diye, ama sana düşündüğümden de çok bağlanmışım ben. Aşık olmuşum ben sana. Yokluğunu tadınca vardım farkına seni ne kadar çok sevdiğimin.

Lütfen küçümseme beni duygularıma karşın. Bir kenara bırak başkasına olan duygularını sende ve birkaç gün öncesini düşün. Benimle konuşurken mi daha mutluydun görmesen de, yoksa şimdi mi, benden uzakta. Seni görmediğim için mutluyum aslında; bu sayede bedenine değil ruhuna aşık oldum çünkü. Başta saçmaydı, dezavantajdı; ama birbirimizi daha bağımsız tanıdığımıza inanıyorum ben böylece.

Yanında yokluğumu hissetmiyor musun sen de geceleri uyurken; zorlanmıyor musun uyurken aklına geldiğimde? Kendini kötü hissettiğinde benim gibi mutlu edebiliyor mu, huzur, enerji verebiliyor mu bir başkası. Kendini tutsak, her şeyden uzaklaşmış hissettiğini söylememiş miydin bana eskiden. Ne kadar çok şey kaçırdığını, kendini her şeyden uzak gördüğünü anlatmamış mıydın. Tekrar bunları yaşamak istediğine emin misin bu kadar kesin bi tavırla, mecburiyetle karışık. Umutsuzluk yok mu geleceğe dair içinde bu olanlardan sonra.

Kadere, ruhlarımızın birleştiğine inanmıyor musun sen de bu kısa ama bir o kadar dopdolu zaman zarfında. Geçmişinden, geleceğinden bir parça umut, sevgi ve mutluluk görmüyor musun aramızda?

Şimdi başka bir çalkantıdasın. Geçmişin, mecburiyetlerin, içinde kalan sevginin, alışkanlıkların etkisi altındasın bence duygularından çok. Bunları bir kenara ayırmak kolay değil ben de biliyorum; yaşadıklarını tam olarak bilmesem de, anlayamasam da. Yazdıklarım çok saçma geliyor biliyorum ben de. Ama umurumda değil bu defa. Aşkın güzel yanı da bu değil mi! Bir kez olsun savaşmak istiyorum senin için tamamen kaybını kabullenmeden önce.

Duygularını bir başka yöne, bir başkasına yönlendirmiş durumdasın biliyorum. Kafanı daha çok karıştırmak istemiyorum. Ama bana karşı da gerçekten sevgi dolu olduğunu biliyorum. Kendini başka bir yola yönlendirdiğin için farkına varmıyorsun, sana saçma geliyor o yüzden bunlar bence.
Ruhumuzda hissettik biz birbirimizi, bambaşka bi dünya da yaşadık beraber. Hayatının kalanını da öyle geçirmek istemez misin? Beraber, sevgi ve huzur dolu her şeye rağmen.

10 gün daha geç gerçekleşebilseydi 3 gün önce yaşadıkların bir daha geri dönüp bakmayacağına eminim geçmişe. Lütfen kendini şartlandırma hayata karşı. Hayatta hiç gerçek bir macera yaşamadığını söylemiştin bana. Bu bizim maceramız olsun hayata karşı. Bir kez daha düşün içinde bulunduğun durumu. Şu anki kararın hayatını yanlış bi yöne sürüklesin istemiyorum.
Hislerimizi göz ardı ederek hayatımızdaki en büyük boşluğu doldurabilecek beraberliği bir anda silip atamıyorum içimden.

Belki de kızdırıyorum seni bunları yazarak, okutarak. Ama okurken içinde birşeyler kıpırdanıyorsa mücadele etmeye hazırım senin için. Kendini kötü hissedeceksin bir süre için benimle olursan, prensiplerini çiğnemek acı verecek. Acıtacak canını vereceğin karar. Ama ben hep senin yanında olacağım, seni sakinleştireceğim, huzur aşılayacağım, kucak açacağım sana hayatın geri kalanında. Her küçük fırsatta soluğu yanında alacağım; her şeyi yapmaya hazır olacağım mutlu olman için. Biliyorum gerçekte birbirimiz için özel olduğumuzu, ama savaşmadan da gerçek olamayacağını. Böyle hisleri iki kez hissedemez insan hayatında; bir kez bile hissetmek çok büyük bir şans iken.

Image Hosted by ImageShack.us


Bu kadar yoğun,güçlü bir duygu akışı, böyle bir bağlılık hissetmedim hayatım boyunca kimseye karşı. Pişman olmak istemiyorum sen her aklıma geldiğinde. Bunları yazdığım için kendimi salak, aciz hatta yıkılmış hissediyorum. Gerçek benliğimi, karakterimi çiğneyerek yazdım bunları, hayata ve başka hiç kimseye kadar olmadığı kadar açık ve savunmasızca. Teslim olmak istemiyorum bir kerede, benimle olursan olacakları, neyle karşı karşıya kalacağını, hislerimi en şeffaf haliyle bilmeni istiyorum varacağın karar doğrultusunda. Senin alacağın kararın zorluğu karşısında şimdilik en azından bu kadarını yapabilmiş olmayı istedim.

Biraz düşünüp, içindekileri gerçekten değerlendirmeni istiyorum son bir kez. Sonra yanına geleyim düşünelim, konuşalım beraber: göz göze. Ama dürüstlükle ve içtenlikle söylediklerimin aksine inanıyorsan; verdiğin kararı değiştirmeye hiçbir şeyin gücü yetmez diyorsan saygı duyarım sana; bir daha görüşmez, yolumuza devam etmeye çalışırız birbirimizden bağımsızca.

Neden, Nasıl ???

İnsanlar aşka, sevgiye, maceraya bu kadar hasretken aynı zamanda başkalarının duygularını törpülemeyi de bir o kadar basit görmeleri ne kadar acı verici.

Herkesin içinde filmlerde gördüğü gibi bir aşka sahip olma isteği yatarken aslında aşktan korkup elindekine sarılması, onunla yetinmeye çalışması incinmekten korkmaktan mı yoksa aslında aşka gerçekten inanmamaktan mı? Neden bütün filmlerde aşk ve heyecan asıl konuyu oluşturup insanların içini acıtırken gerçek hayat da bir o kadar monoton, geçmişe bağlı ?

Ruhunda aşkı, nefesi, bedeni, sevgiyi, şefkati, mutluluğu, bütün varlığını hissedebilirken bırakıp gitmek neden başka bir hayata sanki hiç yaşamamış gibi?

Aşkın sesi bütünüyle mantığını bastırmışken makul düşünmeye teşvik neden? Zaten aşk bu değil mi! Bir kez bile görmeyi, sadece varlığını hissetmeyi herşeye tercih edebilmek. Bütün acını, hayal kırıklıklarını unutmak bir an için bile olsa onu düşünürken. Herşeyi bir kenara itip sadece sen diyebilmek değil mi herşeye rağmen! Bütün zorluklara göğüs germeye hazır olmak beraber olmak için. Hayattan başka bir şey istememek onun dışında, yanında olsa da olmasa da. Gururu, prensipleri, hayatı, herşeyi alıp karşına "seni seviyorum" diye fısıldayabilmek kulağuna rüzgarın sesiyle beraber.

Herşeye bedel değil mi bunlar?

Demek ki değilmiş. Hayat hergün duygularımı biraz daha öldürmek için türlü dalavere çevirirken ,ben farkında dahi olmadan çoğu zaman, nasıl koruyacağım benliğimi. Nasıl bağlı kalmaya çalışacağım hayata; nasıl umutlarıma, hayallerime, içimdeki sevgiye sahip çıkacağım hayatın kendisi adil olmakla yakından uzaktan alakası olmayan bir düzensizlikken.

Ne zaman dönecek bana yaptığım iyilikler, verdiğim umutlar, harcanan sevgilerim?
Hep ben mi olacağım başkalarının duygularını iyileştirmek için herşeyini feda ederken ruhu yavaş yavaş çürüyen, yine de daha fazlasını vermeye her an hazır olan?

Image Hosted by ImageShack.us


Soluyor ruhum yavaş yavaş. Yok olduğunu hissedebiliyorum derinlerde biryerde. Birkez daha katlanabilir mi bilmiyorum bunları yaşamaya sil baştan. Yitip gidiyorum yavaş yavaş; gücüm kalmadı artık hayatın gürleyen karanlık sularında yüzmeye bilinmeze doğru. Her gün, her an biraz daha batıyorum umutsuzluğa. Korkuyorum tekrar kırılmaktan hayatta tekrar ve tekrar ve takrar... Bedenemi serbest bırakıp sadece suyun üzerinde kalmaya yetecek gücüm, isteğim bile kalmadı artık. Ölüyor ruhum, ölüyor duygularım....

1.11.2009


Bundan sonra olacakları biliyorum.

Sevgi ve ilgiye en çok ihtiyaç duyduğun anda senin de yanında ben vardım yine.
Bütün enerjimi sana harcamaya çalıştım; sen kendini bir parçacık bile olsa daha iyi hisset diye. Ama biliyorum yine olacakları bundan sonra da. Sen bunalımlarından, deprosyanundan, duygusal çöküntülerinden ve hatta can sıkıntından bile kurtulmak için beni soğururken, geride bitik bir ben, solmuş bir beden bırakacaksın farkında olmadan. Farkında olmak istemeyerek!

Mutluluk hayatındaki en büyük hedef
olan insanoğlu için, bunu bencillik değil hayatta kalma çabası olarak algılayacaksın sen de. Üstüne basarak tırmandığın kanatları umursamadan. Basarken kırdığın kanatları. Evet, bir kez daha ayakta kalmayı başardın sen de. Bir aşk, bir ayrılık savaşını daha kazandın. Geride bıraktın.

Benim kanatlarıma ne oldu peki! Hayır, artık onları kullanmayacağıma söz vermiştim ben. Kimsenin onları görmesine bile izin vermeyecektim hani. Hani artık daha fazla ağırlık taşımayacaktım üstlerinde. Hani bir kez daha birini iyileştirmeye çalışmayacaktım kırılmasınlar diye tekrar ve tekrar. Bencilce sargıya alınmasına izin vermeyecektim artık hani.

Image Hosted by ImageShack.us

Bir kez daha içimdeki umudun sesini törpüleyemedim. Sebebi sen misin yoksa ben mi bu öfkenin.
Kızamıyorum bile sana. Kendimi yine savunmasız bıraktım diye kendime öfkem aslında. Hala kızamıyorum sana üzülme diye.

Bana kim yardım edecek peki, kim kollarını etrafımda kavuşturup "Üzülme" diyecek!

Yine hiç kimseye içimdeki kırgınlığı göstermeden köşeme çekileceğim tek başıma. Mutlu maskemi takıp tozlanmasına fırsat kalmamış yerinden günlük işlerime, hayatımdan gittikçe azalan kalıntılara geri döneceğim. Ölene kadar içmek isteyip ağlamamaya çalışarak, hayır daha yeterince içmedim diye günün ilk ışıklarına hakaretler savuracağım sessizce. Ama bu sefer son olacak. Çünkü başkalarını hayatta tutmaya çalışırken kendimde bunu başaracak enerjiyi tükettim.

Bir şimşek gibi hatırlayacağım seni daha sonra; bir anda beni bütün benliğimle kasup kavuran,
heryeri aydınlatan, içimdeki sesi bastıran birkaç saniyeliğine. Hatta kadere bile inanmamı sağladın o kısacık süre içerisinde daha önce kimsenin yapmadığı gibi.

Ama bitecek kuzum, biliyorum; sen yoluna devam etmeye hazır olunca.